YAPAY ZEKA (HASAN AYDIN)

Prof.Dr. Cem Say’ın “50 Soruda Yapay Zeka” adlı kitabından anladıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. Makinelerin düşünce gerektiren işler yapabilmesi insanlarda karışık duygular yaratıyor. Biz tartışaduralım makinelerin yükselişi sürüyor.
1.BÖLÜM YAPAY ZEKÂNIN TOHUMLARI
Fransız bilgin Blaise Paskal toplama çıkarma işlemlerini yapabilen ilk mekanik hesap makinesini icat etti. 1673’te Leibniz dört aritmetik işleminin dördünü de yapabilen bir makine geliştirerek İngiltere’de Kraliyet Akademisi’ne sundu.
20. yüzyılın en büyük bilim adamı olan Alan Turing bilgisayar biliminin babası ve yapay zekânın kurucusu olarak bilinir. Askeri tarihçiler Turing’in sağladığı istihbarat avantajının Almanya’nın yenilgisini iki yıl kadar öne çektığını söylüyorlar. Daha sonra Church Turing Makinesi (TM)
Adını taktı. Turing, TM’lerin başka bir sistemin benzetimini (similasyon) yapabilme özelliğini, tek bir fiziksel makineye sonsuz sayıda değişik iş yapabilmek için kullanabileceğimizi keşfetmişti. Akıllı telefonlarımızı bize Alan Turing hediye etti.
2. BÖLÜM BEYİNLER VE DİĞER BİLGİSAYARLAR
Makineler düşünebilir mi? İnsan düzeyinde yapay zekâ mümkün mü?
Dünyada bu gün hüküm süren tüm canlılarda bulunan DNA molekülü, daha küçük moleküllerin (Turing makinesinin teybi gibi tek boyutta) dizilmesiyle oluşmuş bir zincir. Bir bireyin DNA’sı, o bireyin sıfırdan nasıl inşa edileceğine ilişkin bilgileri kapsıyor. Bir bedende trilyonlarca hücre, bir DNA’da da on binlerce gen olabilir. Bütün bu programlar aynı anda çalışmıyor. Hücredeki kimyasal ortama göre sadece bazıları çalışıyor, diğerleri susuyor. Gen programlama dilinde A, C,G,T harflerinden oluşan her üç harflik dizinin bir anlamı var. Hücre içindeki şahane bir mekanizma bu üçlüleri baştan sona kadar sırayla okuyup belirttikleri amino asitleri lego parçası gibi art arda birbirine takıyor. Sonunda ortaya çıkan şeye protein deniliyor. Yani gendeki tarife göre özel bir protein üretilmiş oluyor.
Birden fazla hücreden oluşan canlılarda bu hücrelerin birbiri ile koordineli olarak çalışması gerekir. Demek ki beyin bir bilgi işlem makinesidir. Beyin tam teşekküllü bir bilgisayardır. Beyin, anlaşılma ve tamirci tarafından sökülebilme kolaylığının hiç umursanmadığı, tek “amacın” eldeki şemada ufak tefek değişiklikler yaparak eldeki malzemeden çevreye daha uyumlu üretken bireyler yaratmak olduğu kör evrimin ürünüdür. Sonuçta beyin birbirini etkileyerek yanıp sönen hücrelerin oluşturduğu etkilenme örüntüleriyle dolup taşar.
Bit birimiyle ölçülen “bilgisizlikteki azalış” a Shannon “enformasyon” diyordu. Bir problemi çözen her olgaritma için, soruların boyu uzadıkça onları yanıtlamanın daha çok iş gerektireceği açıktır. Olasılıksal TM’ye OTM denir. TM’lerin aksine OTM’ler belirlenimci olmadıklarından her soruya aynı zamanda aynı yanıtı vermeyebilirler. 20. yüzyılın başlarında fizikte devrim yaşandı. Evrenini temel parçacıkları (mesela elektronlar) aynı anda iki ayrı yerde, iki farklı durum olabiliyormuş gibi davranıyor. Kuantum Turing Makinesi (KTM) bu amaçla tanımlanmıştır.
3. BÖLÜM YAPAY ZEKANIN DOĞUŞU
Turing’in izinden giden John Mac Carthy ve arkadaşları kafa kafaya verip düşünen bilgisayar üretmeyi konuştular.
YAPAY ZEKA NELER YAPAR NASIL ÇALIŞIR
Dartmouth Çalıştayı’nda zekânın bir simge işleme sürecinden başka bir şey olmadığını, her bilişsel işlevin bellekteki simgelerin uygun bir hesaplama zinciri sonucu başlangıç diziliminden sonuç dizilimine dönüştürülmesi ile modellenip bu seviyede yazılmış programlarca gerçekleşebileceğini savunuyordu.
21. yüzyılın başlarında yapay zekâ başarılı çalışmalar yaptı. Ses sinyali olarak verilen konuşmaları metne dönüştürme, resimde farklı cisimleri ve yüzleri tanıma, dilden dile çeviri. İnsan üstü seviyede oyun oynama, ve bir çok alanda uzmanları bile şaşırtan performanslarla günlük hayatı değiştirmeye başladı.
Bilgisayar avukatlık yapabilir mi? : Hukuk mantık yürütme, kural zincirleri, gerçeklendirme gibi “eski moda” simgesel yapay zeka tekniklerinin kullanımına çok elverişli bir alandır. Ama son yıllarda avukatları “acaba işimiz elden gidiyor mu?” diye düşündüren uygulamalar, genellikle büyük veri ile baş etmek için geliştirilen tekniklere ve yapay öğrenmeye dayalı.
Bir dava üzerinde çalışırken eldeki duruma benzerlik gösteren eski mahkeme kararlarının ve konu ile ilgili tüm mevzuatın (ne kadar gözlerden uzak kalmış, az bilinen bir köşedeyse o kadar iyi) eksiksiz bulunması çok önemlidir. Eskiden loş ve havasız arşivlerde uzun süre toz yutmayı gerektiren bu arama işini artık bilgisayarlar hem daha hızlı, hem de eksiksiz şekilde gerçekleştirebilir. Her yazılı belgeyi dijital ortama aktarmanın bir kerecik sabit külfetine karşılık artık hiçbir bilginin gözden kaçmayacağı bir bütünlük garantisine karışmanın avantajını elde ederiz.
“Gözetimli öğrenme” teknikleri de avukatların işine yarayabilir. Elinizde binlerce mahkeme kararı varsa bunların davanın ayrıntılarını içeren baş kısımlarını girdi, sonraki kararı da çıktı olarak ayırıp bu dönüşümü makinenize öğretmeyi deneyebilirsiniz. 2017’de Londra’da yapılan bir deneyde 100 den fazla insan avukat, belli bir kredi kartı usulsüzlüğü Finans Ombudsman’ına yapılmış yüzlerce gerçek başvuru dosyasının kabul edilip edilemeyeceğini tahmin etme konusunda bu şekilde eğitilmiş bir yapay zeka programıyla yarıştı. İnsanların doğru tahmin oranı %66,3 te kalırken yapay zeka %86,6 oranına oturdu. Ama hukukta yapay zekanın yalnız avukatlara değil hakimlere de gerektiği kanısındayım. Gerek iş kapasitesi, gerekse kurallara uyma doğruluğu açısından ortalama bir insan yargıcın performansının çok üstünde robot yargıçlar imar edilebilir. Bunlar yasadan başka hiçbir dayanağı olmayan kararlar verip tümüyle mantıksal şekilde gerekçelendirebilir, hatta yasalar arasındaki çelişkileri saptayıp raporlayabilir. Aslında yapay zekâ kanunların sadece uygulanmasında değil, yazılmalarında da katkı verebilir.
Yakın gelecekte yaşamımızı en görünür şekilde değiştirecek olan robotlar sürücüsüz otomobillerdir. Özel arabaların vakitlerinin yaklaşık %95’inin “yatarak” yani park halinde geçtiği hesaplanmıştır. Bazı yerlerde otomobiliniz yoksa veya onu sürecek durumda değilseniz hareket kabiliyetiniz neredeyse sıfıra inmektedir. Tüm otomobiller kendi kendini sürebilseler ve özellikle kentlerde kişilerin malı değil, kiralanabilir bir hizmet olarak görülseler, bu sorunlar ortadan kalkacaktır. Robot sürücüler uyuklamaz, dikkati dağılmaz, trafik kurallarını çiğnemez, insanların sahip olmadığı radar gibi algılayıcıları nedeniyle çevreden, bağlantı yetenekleri nedeniyle de trafikteki tüm diğer araçların ne yaptıklarından ve yapacağından yüksek düzeyde haberdardır.
Tüm insanların dünya hakkındaki ortak bilgilerine “sağduyu” denir. İnsan sağduyusunu bilgisayarlara kazandırmayı amaçlayan CYC projesi üzerinde çalışılıyor.
Bilgisayar bir dilden diğer dile çeviri yaparken karşılaştığı sorun; Bir dildeki bir kelimenin diğer dilde farklı anlamlarda bir çok karşılığı olduğunda bilgisayara doğru seçeneği buldurmak için sadece gramerin yetmeyeceği gerçeğiydi.
5.BÖLÜM YAPAY ZEKANIN GELECEĞİ
Hedefi onlara biz vermiş olsak bile, belirli hedefleri ve onlara ulaşabilmek için kullanabilecekleri geniş çaplı kabiliyetleri olan makineler üretirken dikkatli olmamız gerekir. Otomasyona geçiş yavaş olursa toplumu değişimi sindirmesi daha kolay olacaktır. İşsiz kalanlara sabit aylık bağlanmalıdır. Sürücüsüz araç kaza yaparsa ceza kime verilecektir?
Evren çok büyük ve gizemli, ama uğraşırsak onun dilini anlayabileceğimizi ve çözebileceğimizi fark ettik. Hayatta en hakiki mürşidin fen olduğunu fark ettik. Hem gezegenimizi hem de evrenin geri kalanını cennete dönüştürmek, yeryüzünü de gökyüzünü de aşkın yüzü yapmak için daha çok zekâya ihtiyacımız var.