KIYAM- ET (HASAN AYDIN)

Deniz Erten’in Kıyam-Et kitabından: Sistemde yaptığınız hatanın karşılığını hemen almanız, aslında Allah’ın sizi kaybetmek istememesindendir. Hatta buna tasavvufta “şefkat tokadı”denir. Yaşıyorum sanırsın . Her şeyin aslı sadece bir RÜYA. Gözlerin görmeye yetmez, kalbin görmesi gerekir. O’nu kendimizde ve her yerde görmek… O’nun her an bizimle diyalogda olduğunu fark etmek. Biz fark etsek de etmesek de görünen dünya sisteminin arkasında başka şeyler oluyor..İnsanlar neyi inkar ettiklerini dahi bilmiyorlar. “Allah’ım, bana ilmini öğret..”diyen bir kimseye Allah’ın sırt çevirdiği görülmemiştir. Hala cennette köşk ve huri kızları arıyoruz. Biz niyetimizde ve anlayışımızda Allah’ın sevgisinin derdinde değiliz. Bir anlık tefekkür yetmiş bin nafile namazına eftaldir denir. Tefekkür fikir üretmek, düşünmek ve meselenin şuuruna varmak demektir. Benim tüm sayılı olasılıklar içinde iradi seçimim, benim kaderimi oluşturur. Zaman aslında olayları algıladığımız bir tür sıralamadır. Aynaya baktığımızda aslında biz kendi geçmişimizi görürüz. Çünkü zaman sadece bir mahlûkatı kayıt altına alan bir mefhumdur. Allah, kulunun, ona her fırsat verilmesine rağmen yine doğru yola dönmeyeceğini kendi katında bulundurduğu “zaman ötesi an” gereği bilir. Biz Kuran’ın yüzlerce yıl önce indirildiğine inanırız. Oysa herkesin Kuran’ı her an, yeniden kendisine defalarca indirilmektedir. Herkesin kendi Kadir Gecesi, herkesin kendi miracı, herkesin kendi idraki kadar Kuran’ı vardır. Herkes kendi AN’ını kendi KUR’andır, Biz olaylara Allah katındaki zaman ötesi boyut bakışıyla bakmaya çalışmadıkça acılarımız sınırsız, anlayışımız sınırlı kalır… Peygamber efendimiz (sav) Kader değişir ama değişmesi de kaderdir. Demiş. Kaderi suçlayan temelde maalesef Allah’ı da suçlar. “Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Şura 30) Din yol demektir. Dine inanmıyorum derken aslında yola inanmıyorum demektesin. Yolu anlamak için Allah’a kavuşmak gerekir. Dünün, bu günün, yarının, ezelin, ebedin, ve tüm bilgilerin dürüldüğü, buluştuğu yerdir AN…VE AN yalnızca ALLAH’IN yanındadır. Yeterki sen ölüm gibi mecburiyetten değil, ölmeden önce ihtiyaren Allah’a ulaş…Ruhunun bu dünyadayken cesedine galip gelmesini yaşa, onu keşfet… Resulullah (sav) “Üç türlü kıyamet vardır. Birincisi küçük kıyamet ki o sen öldüğünde senin için kopmuştur. İkincisi orta kıyamet, sen kabre konulunca başlar. Buna kabir azabı denir. Üçüncüsü büyük kıyamettir. Tüm canlıların ölüp tekrar dirileceği kıyamettir. Hayatınızı hangi hal üzerinde geçirirseniz, o hal üzere ölürsünüz. Hangi hal üzerinde öldüyseniz o hal üzerede dirilirsiniz. “Arz” yani “yer” insan bedenini, “sema” ise insan bilincini temsil eder. Sema aynı zamanda duymak işitmek demektir. Beyinlerimizin, algılarımızın okuyamadığı, göremediği şeyleri yok saymak evreni küçümsemek olur. “Secdede kulumla aramda hiçbir perde yoktur. Bana en yakın olduğu andır secde.
Kurban bayramı nefsimizi kurban edip Allah’a yaklaştığımız gündür. İslamiyet’te zekât “temizlenmek, arınmak, suçtan aklanmak” demektir. Adem yokluk demektir. Doğru enerjiyle var olabilmen için önce yok olman, Allah’la var olabilmen için Allah’ta yok olman gerekir. Vahiy, bire bir sınırsız enerji ve güçtür. Kudret ve ilim sahibi Allah’tan gelen ilmin, enerjinin bir varlığa aktarılmasınıdır. İslam nura davet eden, ışığa aydınlanmaya davet eden bir yoldur. “Ey kitap ehli! Dininiz hakkında haddi aşmayın! Allah’a karşı haktan (doğrudan gerçekten) başka bir şey söylemeyin. Mesih İsa . Meryem’in oğludur ve sadece Allah’ın resulü ve O’nun kelimesidir. (Ali İmran 45) Kelimeler mana taşırlar ve manalar maddeden ayrı değildirler. Zaten insanların en büyük algı yanılgısı maddeyi manadan, dünyayı ahretten ayırmaktır. Oysa her şey birdir ve iç içedir. Ses cisimlerin titreşimi sonucu meydana gelir.